Doğanın tek bir sesten değil, birbirine karışan sayısız ritimden oluşan canlı bir bütün olduğu fikrinden yola çıkan “Symphony of the Earth” sergisi, Galeri Işık Teşvikiye’de kapılarını açtı.
Gustav Mahler’in “Bir senfoni, dünya gibi olmalıdır. Her şeyi içine almalıdır.” sözünden ilham alan sergi, resimden heykele uzanan seçkisiyle yeryüzünün görünür ve görünmeyen katmanlarını sanat aracılığıyla yeniden yorumluyor.
Küratörlüğünü Zeynep Albeniz Erbelger’in üstlendiği sergi, doğadaki armoninin yalnızca uyumdan değil; farklı ritimlerin, dönüşümlerin ve karşılaşmaların bir araya gelişinden oluştuğu fikrini merkeze alıyor. Sergide yer alan her eser; toprağın, suyun, rüzgârın ve zamanın bıraktığı izleri farklı bakış açılarıyla yorumlayarak ortak bir anlatının parçasına dönüşüyor.

Sergi, doğayı yalnızca gözlemlenen bir manzara olarak değil, insanın birlikte var olduğu, sürekli dönüşen canlı bir alan olarak ele alıyor. Mağara ile beden, kaya ile kent, doğal olan ile inşa edilmiş olan arasındaki ilişkileri sorgulayan eserler; jeolojik zaman, hafıza, dönüşüm ve insan-doğa etkileşimi üzerine çok katmanlı bir düşünme alanı açıyor. Böylece ziyaretçiler, doğayı açıklayan değil, onunla yeniden karşılaşmayı öneren bir sanat deneyimine davet ediliyor.
Soyhan Baltacı, Serdar Acar, Burak Kutlay, Nilüfer Yıldırım, Nilay Özenbay, Elif Nadas, H. Merve Güç, Özge Kahraman ve Selin Aral’ın eserlerinden oluşan seçki; resim, heykel ve farklı çağdaş sanat disiplinleri aracılığıyla doğanın görünür ve görünmeyen katmanlarını farklı estetik yaklaşımlarla yorumluyor. Her sanatçı, yeryüzünün hafızasına kendi anlatım diliyle yaklaşırken, eserler birlikte doğanın çok sesli yapısını görünür kılan ortak bir kompozisyona dönüşüyor.
Yaz dönemi boyunca ziyarete açık olacak “Symphony of the Earth”, 10 Eylül’e kadar, Galeri Işık Teşvikiye’de sanatseverleri ağırlamaya devam edecek.








