John Marrs’ın, yakın gelecekte geçen çarpıcı kurgusuyla, okuru teknoloji ile insan doğasının çatıştığı bir dünyaya davet eden romanı Aile Deneyi, Ayda Sungur’un çevirisiyle Nox Yayınları’ndan çıktı.

Aile olmanın anlamını yeniden sorgulatan romanın merkezinde, Metaverse’te yapay zekâyla geliştirilen sanal çocukları dokuz ay boyunca büyütmeye çalışan yarışmacılar ve tüm süreci canlı yayınlayan dünyanın en popüler reality şovu yer alıyor.
John Marrs; sosyal medya kültürü, yapay zekâ, dijital gözetim ve ebeveynlik baskısını ustalıkla harmanlarken; çocuk sahibi olmanın, mahremiyetin ve insan olmanın geleceğine dair rahatsız edici sorular soruyor. Teknolojinin sunduğu kusursuz hayat vaadi, roman boyunca etik ikilemler ve beklenmedik olaylarla sarsılıyor.
Dünya nüfusu hızla artıyor, ekonomik kriz tüm ülkeleri tek tek vuruyordu. Her geçen gün daha fazla insan çocuk sahibi olma hayalinden vazgeçmek zorunda kalıyordu. Ancak ebeveyn olmayı arzulayanlar için yeni bir seçenek vardı: Aylık abonelik ücreti karşılığında metaverse ve sanal gerçeklik gözlükleri aracılığıyla erişebilecekleri sanal bir çocuğu sıfırdan tasarlayabileceklerdi.
Bu çığır açan teknolojiyi halkın erişimine açmadan önce sansasyonel bir tanıtım yapmak şirketin dâhiyane bir planı vardı: Herkesi ekranların başına kilitleyecek ve yedi yirmi dört canlı yayınlanacak bir televizyon şovu. Programda on bir yarışmacı, doğumdan on sekiz yaşına kadar bir sanal çocuğu büyütecekti. Üstelik sadece dokuz ayda. Yarışmanın kazananı ya sanal ailesini devam ettirecek ya da ödül parasıyla kendi gerçek ailesi kuracaktı; tabii insanların arkalarında bıraktıklarını sandıkları karanlık sırların er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu olmasaydı.








