Çağan Irmak‘ın destansı bir efsaneyi bilimkurgu tınılarıyla harmanlayan yeni romanı “Artuçkule’nin Tepegöz’ü”, Everest Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Türkçe edebiyatın sınırlarını zorlayan bu fantastik-distopik eser, zalim bir imparatorluğun gölgesinde, tek gözlü garabet bir çocuğun karanlık yükselişini ve hakikati ölümsüzleştirmeye çalışan yalnız bir hekimin çırpınışlarını anlatan çarpıcı bir okuma vaadi sunuyor.
Hikâyenin merkezindeki ana çatışma, yıldızlardan gelen gizemli bir kâşifin öğrettiği “vaktinden önce gelen bir icat” ile mutlak gerçeği sabitleyip tiranlığı bitirmek isteyen aydınlık ruhlu Hekim Aytar ve onun merhametiyle büyüyen ancak içindeki saf kötülükle Artuçkule’nin zorba tahtına kan dökerek oturan tek gözlü evlatlığı Tepegöz arasındadır. Yazar bu devasa dünyayı inşa ederken anlatıcılık geleneğine yaslanıyor; “Evvel zaman içinde” nidalarıyla başlayan masalsı, ritmik ve arkaik sözcüklerle bezenmiş yerel bir üslubu, fütüristik ve karanlık distopik imgelerle ustaca harmanlıyor.
Eser, Türk sinemasının usta yönetmenlerinden olan yazarın giderek genişleyen edebi külliyatında, Dede Korkut gibi köklü mitolojik figürleri uzaylılar, fotoğrafın icadı ve politik baskı rejimleriyle çarpıştıran cesur ve kalıpları yıkan yapısıyla benzersiz bir yere oturuyor. Sayfalar kapandıktan sonra kitap; okurun zihninde iktidar hırsının kitleleri nasıl gönüllü bir esarete sürüklediği, “kötülüğün” doğuştan mı geldiği yoksa bir tercih mi olduğu ve toplumsal belleğin otorite tarafından nasıl silindiği gibi; toplumsal, psikolojik ve felsefi meseleleri tetikleyecek muazzam bir güce sahip.








